İLETİŞİM
Türkiye’de yabancı çalışanların iş mahkemesi süreçleri, Türk çalışanlara uygulanan temel yargılama kurallarına göre yürütülür. Çalışanın yabancı olması; ödenmeyen maaş, fazla mesai, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin veya haksız fesih nedeniyle hukuki yollara başvurmasını engellemez. Bu konuyla bağlantılı olarak İş Hukuku başlıklı içeriği de inceleyebilirsiniz.
Ancak yabancı çalışanların dosyalarında çalışma izni, yabancı işveren, yurt dışından yapılan ücret ödemeleri, yabancı dilde belgeler ve Türkiye dışında bulunma gibi ek konular ortaya çıkabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce yalnızca alacak miktarı değil, uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme de belirlenmelidir. Türkiye’de Yabancı İşveren ve Çalışan Arasındaki Hukuki Uyuşmazlıklar içeriği, bu aşamayla bağlantılı diğer hukuki noktaları açıklar.
İş mahkemeleri, işçi ile işveren arasında iş ilişkisinden kaynaklanan sözleşme ve kanun uyuşmazlıklarını incelemekle görevlidir. Yabancı çalışanların en sık başvurduğu talepler şunlardır: Sürecin ilgili yönü hakkında Yabancı Çalışanların Türkiye’de İş Sözleşmesi Hakları sayfasında ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.
Çalışma izninin iptali veya sınır dışı kararı gibi işlemler ise iş mahkemesinin değil, işlemin niteliğine göre idari makamların ve idare mahkemelerinin görev alanına girebilir.
| Uyuşmazlık | İlk Başvuru | Sonraki Aşama |
|---|---|---|
| Maaş, fazla mesai, izin ve tazminat alacağı | Zorunlu arabuluculuk | Anlaşma olmazsa iş mahkemesi |
| İşe iade talebi | Fesihten itibaren bir ay içinde arabuluculuk | Son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava |
| İş kazası veya meslek hastalığı tazminatı | Zorunlu arabuluculuk aranmaz | Doğrudan iş mahkemesi |
| Sosyal güvenlik uyuşmazlığı | Kural olarak önce SGK’ya başvuru | Talebin reddi veya cevapsız kalması üzerine dava |
| Sigortasız çalışmanın tespiti | Hizmet tespiti talebi | İşveren ve şartlarına göre SGK’nın dâhil olduğu dava |
Ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve işe iade gibi taleplerde doğrudan dava açılamaz. Önce görevli arabuluculuk bürosuna başvurulması gerekir.
Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde başvurular, bu görev için belirlenen mahkeme yazı işleri müdürlüğü tarafından alınır.
Başvuruda yabancı çalışanın pasaport bilgisi, yabancı kimlik numarası, iletişim adresi, işverenin unvanı ve bilinen adresleri sunulmalıdır. İşveren yabancı bir şirketse Türkiye’deki şube, temsilcilik veya grup şirketi bilgileri de belirtilmelidir.
Arabuluculuk başvurusunda yalnızca “işçilik haklarımın ödenmesi” şeklinde genel bir ifade kullanılması ileride sorun oluşturabilir. Talep edilen alacakların ayrı ayrı belirtilmesi daha güvenli olur.
Örneğin başvuruda şu kalemlere yer verilebilir:
Dava aşamasında ileri sürülecek talepler ile arabuluculukta görüşülen konuların uyumlu olması önemlidir.
Yabancı çalışan arabuluculuk görüşmesine bizzat katılabilir veya özel yetki içeren vekâletnameyle avukatı tarafından temsil edilebilir. Çalışanın Türkçe bilmemesi hâlinde tercüman desteği kullanılabilir.
Yurt dışında bulunan çalışan da Türkiye’ye gelmeden süreci avukatı üzerinden takip edebilir. Ancak yurt dışında düzenlenen vekâletnamenin Türkiye’de kullanılabilmesi için belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil, konsolosluk onayı veya başka bir tasdik işlemi gerekebilir.
Tarafların anlaşması hâlinde ücret, tazminat, ödeme tarihi ve ödeme şekli açıkça tutanağa yazılmalıdır. Taksitli ödeme kararlaştırılıyorsa taksit tarihleri ve ödemenin gecikmesi hâlinde doğacak sonuçlar düzenlenmelidir. Ayrıca Yabancı Uyruklu Çalışanların İşten Çıkarılması Halinde Hakları konusunda açıklanan hususlar somut olayla birlikte değerlendirilmelidir.
İşçinin anlamadığı dilde hazırlanmış bir anlaşma belgesini açıklama yapılmadan imzalaması ileride uyuşmazlık yaratabilir. Çalışana belgenin sonuçları anlayabileceği dilde açıklanmalıdır.
Taraflar ve avukatlarıyla birlikte imzalanan kanuna uygun arabuluculuk anlaşma belgesi, belirli şartlarda ilam niteliğinde belge sayılabilir. Anlaşmaya aykırı davranılırsa doğrudan icra yoluna başvurulması mümkün olabilir.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa arabulucu son tutanak düzenler. İşçi alacağı ve tazminat davası açılırken bu tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekir.
Dava dilekçesinde:
açık şekilde gösterilmelidir.
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Tarafların dilekçeleri, delilleri ve talepleri incelendikten sonra ön inceleme ve tahkikat aşamalarına geçilir.
Genel olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yerdeki iş mahkemesi yetkilidir. İş mahkemesi kurulmamışsa dava, iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Yabancılık unsuru taşıyan iş ilişkilerinde, işçinin işini mutat olarak yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. İşçinin işverene karşı açacağı davalarda işverenin, işçinin yerleşim yerinin veya mutat meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de değerlendirilebilir.
İş sözleşmesine yalnızca yabancı ülke mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin bir hüküm yazılması, işçiye kanunla tanınan Türk mahkemelerine başvuru hakkını her durumda ortadan kaldırmaz.
Uluslararası şirketler tarafından hazırlanan iş sözleşmelerinde İngiliz, Alman, Amerikan veya başka bir ülke hukukunun uygulanacağı yazabilir.
Taraflar uygulanacak hukuku seçebilse de bu seçim, işçinin işini mutat olarak yaptığı ülkenin emredici hükümleriyle sahip olduğu asgari korumayı ortadan kaldıramaz.
Yabancı çalışan işini sürekli olarak Türkiye’de yapıyorsa ücret, çalışma süresi, izin ve fesih gibi konularda Türk hukukunun zorunlu koruyucu hükümleri gündeme gelebilir.
Yabancı çalışanların dosyalarında işveren farklı ülkelerde kayıt tuttuğu için deliller çeşitli kaynaklarda bulunabilir. Dava öncesinde dijital kayıtlar kaybolmadan saklanmalıdır.
Önemli deliller arasında şunlar yer alır:
Yabancı dildeki belgeler mahkemeye sunulabilir ancak Türkçe tercümelerinin hazırlanması istenebilir. Belgenin aslı, elektronik kaynağı ve tercümesi birlikte korunmalıdır.
Çalışma izninin bulunmaması, yabancının hukuki başvuru yapmasını kendiliğinden engellemez. Fiilî çalışma, ücret ve çalışma süresi somut deliller üzerinden incelenebilir.
Bununla birlikte izinsiz çalışma hem yabancı hem de işveren bakımından idari yaptırım ve göç hukuku sonucu doğurabilir. İş mahkemesinde alacak talep edilmesi, geçmişteki çalışma izni ihlalini ortadan kaldırmaz.
İşe iade şartlarını taşıyan yabancı çalışan, fesih bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir.
Fesih geçersiz bulunursa çalışan, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmalıdır. Yabancı çalışanın fiilen yeniden işe başlayabilmesi için geçerli çalışma izninin bulunması veya izin işlemlerinin yenilenmesi gerekebilir.
Yabancı çalışanın sigorta girişi yapılmamış, çalışma günleri eksik bildirilmiş veya gerçek maaşı SGK’ya yansıtılmamış olabilir.
Sosyal güvenlik mevzuatından doğan birçok uyuşmazlıkta dava açılmadan önce SGK’ya başvuru gerekir. Ancak zorunlu sigortalılık sürelerinin tespitine ilişkin hizmet tespiti talepleri bu başvuru kuralından ayrılır.
Hizmet tespiti davalarında işverenin yanında SGK’nın da dosyaya dâhil edilmesi gündeme gelir. Bu davalarda özel hak düşürücü süreler bulunabileceği için çalışanın başvuruyu geciktirmemesi önemlidir.
Türkiye’de dava açan yabancı gerçek kişilerden, yargılama giderleri ve karşı tarafın muhtemel zararları için teminat göstermeleri istenebilir.
Ancak Türkiye ile çalışanın vatandaşı olduğu ülke arasında karşılıklılık veya teminattan muafiyet sağlayan uluslararası bir anlaşma varsa çalışan teminattan muaf tutulabilir. Bu konu vatandaşlık ülkesine ve yürürlükteki anlaşmalara göre ayrıca incelenmelidir.
Mahkeme işçi lehine ücret veya tazminata karar verirse kararın kesinleşme ve icra durumu incelenir. İşveren ödeme yapmazsa ilamlı icra takibi başlatılabilir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, kararın türü ve kanuni parasal sınırlar dikkate alınarak bölge adliye mahkemesine başvurulabilir. Bazı iş davalarında bölge adliye mahkemesi kararı kesin olabilir; bazı dosyalar ise şartları varsa temyiz incelemesine gidebilir.
İşverenin Türkiye’de şirketi, banka hesabı veya başka malvarlığı bulunmuyorsa kararın yurt dışında tahsil edilmesi için ilgili ülkede tanıma ve tenfiz süreci gerekebilir.
Evet. Yabancı olmak işçilik alacağı veya tazminat talebiyle Türk mahkemelerine başvurulmasını engellemez.
Ücret, tazminat ve işe iade taleplerinde zorunludur. İş kazası ve meslek hastalığı tazminatları bu kuralın dışındadır.
Uygun şekilde düzenlenmiş vekâletnameyle arabuluculuk ve dava süreci avukat aracılığıyla takip edilebilir.
Evet. Ancak mahkeme belgenin Türkçe tercümesinin sunulmasını isteyebilir.
Fiilî çalışmasını ispatlayabiliyorsa talepleri incelenebilir. Çalışma izni ihlalinin idari ve göç hukuku sonuçları ise ayrıca devam eder.
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır. Anlaşma olmazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır.
Hukuki bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Görevli ve yetkili mahkeme, uygulanacak hukuk, teminat, arabuluculuk ve dava süreleri; çalışanın görev yeri, vatandaşlığı, işveren yapısı ve talep türüne göre ayrı değerlendirilmelidir.